Yaşam Hikayesi

Halit Fahri Ozansoy 1891 yılında Istanbul -Fatih Kırkçeşme Sekbanbaşi İbrahim Ağa Mahallesi Çikmaz Terazi Sokağı’nda doğmuştur.
Babası askeri doktor Profesör Mehmet Fahri Paşa’dır. Baba tarafından Rumelilidir. Halit Fahri’nin dedesi Hacı Hafız Süleyman Efendi’nin ilk görevi Şirket-i Hayriye (Deniz Yolları) başkatipliğidir. Süleyman Efendi’nin babası da müderris (Medrese’de ögretmen) olup soyu Alemdar Mustafa Paşa’ya dayanmaktadır. Baba tarafı Rusçuk’tan gelmiştir.
Annesi Zehra Hanım ise baba tarafından Kayserili’dir. Halit Fahri henüz 8 yaşındayken verem nedeniyle annesini kaybetmiştir. Pek hatırlayamadığı annesi onun şiirlerinde önemli bir yer tutar.
Babası Fahri Pasa İkinci Meşrutiyet’ten sonra Balkan Savaşı’nda İşkodra’da, daha sonra İzmir Kolordu Baştabibliği’nde bulunur.Fahri Paşa’nın “İşkodra Tarih-i Harbi” ve “Yadigar-ı Hakim” adlı eserleri vardır. Bunlardan başka tercüme “Mağdur-ı Kalb” ve “Yat Borusu” adlı eserleri Burhaneddin Kampanyası’nda oynanmıştır.
Halit Fahri’nin Pehlivan Kadri diye tanınan küçük dayısı, Refi Cevat Ulunay (1890-1968) ile Alemdar Gazetesi’nin basımını yapmış, İstiklal Savaşı’ndan sonra “Ellilikler” listesinden yurtdışına çıkarılmıştır.
Halit Fahri ilk öğrenimini Vefa Mahalle Mektebi‘nde ,Rehber-i Tahsil ‘i de Bakırköy Rüştiyesi’nde tamamlar.Daha Bakırköy Rüştiyesi’nde iken Ahmet Mithat Efendi’yi,Jules Verne’i okur.1912-1923 yıllarına yayınladığı şiirlerinde ve piyesinde esrarlı alemin etkilerini gördüğümüz Binbir Gece Masalları’nı ise gene bu yıllarda büyükannesinden dinler.
1904 yılında Mekteb-i Sultani(Galatasaray Lisesi)’ye yatılı olarak girer.Etütlerde başta Tevfik Fikret olmak üzere Ahmet Haşim’i ve Edebiyat-ı Cedideciler’i okumaya başlar.İlk edebi zevkinde ve sanatında Ahmet Haşim’in sembolist etkisi daha ağır basar.
Galatasaray Lisesi’nde okurken korkunç bir zatürre hastalığına yakalanır.O tarihte Filibe(Bulgaristan)’de ikinci katip olarak bulunan amcası Ali Hilmi Bey’in yanına hava değişimine gider.Orada iyileştikten sonra bir süre Türk Rüştiyesi’ne başlar. Onbeş ay sonra İstanbul’a dönerek tekrar Galatasaray Lisesi’ne devam eder.1912 yılında bu okulun dördüncü sınıfından tasdikname alarak ayrılır.Bir süre Darülfünun(üniversite) ‘un fransızca bölümüne devam ederse de oradan da vazgeçer.
Galatasaray’da fransızcasını geliştirdikten sonra özellikle sembolistleri ,bu arada parnesyenlerden Laconte de Lisle(1818-1894)’in esrarengiz doğu alemlerini anlatan manzumelerini okur.Büyükannesinden dinlediği masallar ve Laconte de Lisle ,Halit Fahri’ye ilk şiirlerinde ilham kaynağı olmuştur.
Edebi hayata 1912 yılında Şehabettin Süleyman’ın başyazarı olduğu Rübab Mecmuası(1912-1914)’nda yayınlanan “Sana”adlı şiiri ile atılır.O güne kadar birçok mecmuanın yazı odasından geri çevrilen şair için ,bu şiirin yayınlanması önemli bir başlangiçtır.
Aynı sene kitap halinde çikardigi “Rüya”ve annesi için yazdığı ilk şiir de bu mecmuada yayınlanmıştır.
Bu yıllarda Türkçülük cereyanının etkisi ile o gün için aktüel diyebileceğimiz “Deni İtalyanlara”ithafı ile “Hatiften Bir Ritab”başlığını taşıyan şiir Türklük ve Türklük’ün Zaferi ile ilgilidir.Şiir Trablusgarp Zaferi’ni romantik bir tarzda konu almıştır.
İlk piyes denemesi de Rübab Mecmuası’ndadır.İki kişilik bir dialog ile tefrika edilen piyesin başlığı “İtiraf”tır.Yazarın 1939 yılında yayınladığı”Aşiklar Yolunun Yolcuları”romanında bu küçük piyesin konusu bir roman çerçevesi içinde daha geniş olarak işlenmiştir.
23 Ağustos 1328(1912) tarihli Rübab’da “Şehvet” başlıklı şiirinin yanında fotoğrafının yanlışlıkla ters basılması üzerine Halit Fahri bir daha bu mecmuaya yazı vermemiştir.
Aynı sene içersinde şiirleri “Şehbal Mecmuası (1909-1914)”nde çikmaya başlar.Rübab’da olduğu gibi bu mecmuadaki şiirleri de Fecr-i Ati’nin etkisi altındadır. “Hitabe-i Elem”şiiri ile vatan,daha bu yıllarda Türkçülük Akımı’nın etkisi ile romantik bir tarzda da olsa onun mısralarına girmiştir.
Çiçekli türbelerin şimdi bir mezar-ı siyah,
Ezildi mi nalçalar altında son ziyaretgah
Vatan,vatan,vatanım,ağladın yeter artık!
Sitare kalmadı başluklarında ağlamadık.

Halit Fahri’nin edebi çevredeki arkadaşları Ali Naci Karacan(1896-1955),Selahattin Enis Atabeyoglu(1892-1942),Yakup Salih,İsmail Zühtü,Selim Rıfkı,Hakkı Tahsin bulunmaktadır.Fecr-i Ati den Şehabettin Süleyman(1885-1921)’ın kendilerine verdiği “Nayiler”ismi ile “Safahat” ve “Kehkeşan” mecmualarını çıkarırlar.Fakat bu mecmuaların ömürleri uzun olmaz.
Halit Fahri’nin ilk tiyatro faaliyeti de bu yıllarda başlar.Racine’den tercüme ettiği (1913-1914) “Britanicus” Burhaneddin Kumpanyası’nda oynanır.Yine bu yıllarda yeni açılan Darülbedayi(1914 yılında Konservatuvar olarak açılır,1934 İstanbul Sehir Tiyatrosu’na dönüştürülür)’nin sınavlarına girer.Arzusu aktör olmaktır.Burada tiyatro tarihi,komedi uygulaması dersleri görür.Daha sonra tiyatro dersi hocası Salih Fuat Bey’in isteği ile ona muavin olur ve Yunan Mitolojisi dersleri verir.Aynı zamanda makyaj ve mimik hocası Fransız Riyoti’nin tercümanlığını yapar.
Birinci Dünya Savaşi yıllarında Halit Fahri ,İhsan Raif Hanım’ın Osmanbey’deki apartmanında haftada iki gün yapılan edebi sohbetlere katılır.Bu toplantılara Yahya Kemal Beyatlı,Fazıl Ahmet,Yakup Kadri Karaosmanoğlu,Ruşen Eşref Ünaydın gibi tanınmış edebiyatçılar katılırlar.
1914-1915 yıllarında Beşiktaş’ta Valide Çesmesi’nde ailesi ile oturduğu evde Paris’ten dönen Yahya Kemal bir süre konuk olur ve Fransız şiirinden örnekler okur.Halit Fahri ,Yahya Kemal’in şifahi mısraları ıle kendisi üzerine büyük etkisi olduğunu dile getirmiştir.
Türk Edebiyat Dünyası’nda büyük yankılar yapan”Baykuş” piyesinin yazılışı da bu yıllara raslar.Türkçülük akımının iyice yayılmaya başladığı bu senelerde Halit Fahri Türkçüler’in öncülüğünü yaptığı terkipsiz,sade bir dille yazmak uyarısı ile “Baykuş”u yazar.Bu eserinde ve bundan sonra yazdığı eserlerde de uslup ve fikir yönünden Ziya Gökalp ve Mehmet Emin Yurdakul’un etkisi çok olmuştur.
Baykuş’un başarı kazanması Anadolu’nun içinde bulunduğu ızdıraplı günlere de bağlıdır.
“Baykuş”un oynandığı sene Halit Fahri Bakırköy Rüştiyesi’nde vekil olarak Türkçe Ögretmenliği yapmaktadır.”Finten(Abdülhak Hamit Tarhan’ın eseri)”in kitap halinde basılışını kutlamak için biraraya gelen edebiyatçıların içinde Halit Fahri de vardır.Toplantıda bulunan devrin Milli Eğitim Bakanı Şükrü Bey’in önerisi ile Halit Fahri Darülfünün (Üniversite) Edebiyat Ögretmenliği sınavını vererek 1917 yılında Muğla Lisesi Edebiyat ve Felsefe Öğretmenliği’ne atanır.Bu yıl”Anadolu Akşamı”başlıklı şiiri ile o tarihteki en iyi mecmualardan biri olan “Yeni Mecmua”ya girer.Aynı yıl içinde tayinini Konya’ya yaptırır.”Yenı” ve “Türk Yurdu” mecmualarında yazdığı şiirleri “Cenk Duyguları” adlı kitabında(1917) toplar.Daha sonra tayinini İstanbul’a yaptırır.Üsküdar Lisesi ve Vefa Lisesi’nde (1918)edebiyat ögretmenligi yapar.
Mütareke’nin ikinci yılında babası ile birlikte 16 Kanunsani(Ocak) 1919 dan 29 Mayıs 1919 a kadar devam eden “Nedim” adında haftalık bir mecmua çıkarırlar.Halit Fahri 18 sayı devam eden mecmuanın yazı işleri müdürlüğünü yapar.Bu mecmuada Reşat Nuri Güntekin,Mahmut Yesari,Falif Rıfkı Atay,Faruk Nafiz Çamlibel,Selahattin Enis,Ali Mükerrem,Yahya Kemal Beyatlı gibi edebiyatçıların şiir ve yazıları çikmistir.
Halit Fahri “Nedim Mecmuası”nda yeniden “Aruz Vezni”ne döner.Onun bu hareketi “Hececi ve Türkçü”arkadaşları tarafından şiddetle eleştirilir.
Fakat Ozansoy seneler sonra “Aruza Veda(…..)”şiiriyle “Aruz”dan vazgeçecek ve bir daha dönmemek üzere “Hece Vezni”nde karar kılarak ;Enis Behiç Koryürek,Orhon Seyfi Orhon,Yusuf Ziya Ortaç,Faruk Nafiz Çamlıbel ile “Beş Hececiler” grubu içersinde yer alacaktır.
İzmir’in Yunanlılar tarafından işgali ile edebi okuyucu kitlesinin azalması üzerine “Nedim” mecmuası kapanır.Yazarın en çok eser verdiği devre bu senelerdir.
“Nedim Mecmuası” nın kapanması ile Beyoğlu’ndan Erenköy’e çekilir.Erenköy’de yedi ay kaldıktan sonra Kadıköy’de Şemsitap Mahallesi’nde bir pansiyona yerleşir.Kadıköy Lisesi’nde öğretmenliğe başlamıştır.O tarihte Kadıköy bir şairler beldesidir.Artık Halit Fahri için yeni bir hayat devresi başlamıştır.Onun şiirlerine de ilham kaynağı olan Moda ve Şifa akşamları ve aşkları bu senelerin yaşantısını yansıtır. Halit Fahri şair arkadaşları ile Moda ve Şifa kıyılarında sık sık dolasıp ,aşık olurlar.Kaldığı pansiyon odasında edebi toplantılar yaparlar.Bu toplantılara Yusuf Ziya Ortaç,Faruk Nafiz Çamlibel,Ali Mükerrem,Ömer Seyfettin,Reşat Nuri Güntekin ,Ahmet Haşim gibi edebiyatçılar katılırlar.
Şair 1919-1920 yıllarında Moda ve Şifa akşamlarının romantik havasında iki hanımla da gönül macerası yaşamıştır.Bunlardan birincisi sarı saçlı bir çerkes kadını,diğeri ise genç bir kızla olan arkadaşlığıdır.Yazar bu aşklarından hatıralarında platonik sevgililerim diye söz eder.
Bu yıllarda;Yeni ,Türk Yurdu,Donanma,Nedim isimli mecmualarda
yayınlanan şiirlerini “Efsaneler-1919”, “Zakkum-1920” , “Bulutlara Yakın-1920” adlı kitaplarında toplar.
Halit Fahri 1916 yılında Neyyire Hanım ile evlenmiş,fakat bir kaç yıl sonra anlaşmazlık nedeni ile eşinden ayrılmıştır..İkinci evliliğini 1921 yılında Arnavutluk Ergene Eşrafı’ndan Ali İzzet Paşa Ailesi’nden Fazlı Paşa kızı Aliye Hanım ile yapmıştır.İlk evliliğinden Gavsi Ozansoy (Şair/ 1917-1970) adında bir oğlu vardır.
1921-1922 de şiirleri en fazla “Yarın Mecmuası”nda çıkar.1926-1928 yıllarında şiirleri “Hayat Mecmuası”nda yayınlanır.1929 yılında “Yarın” ve “Hayat”mecmualarında yayınlanan şiirlerini “Paravan”kitabında toplar.
1926 yılında Servet-I Fünun Mecmuası’nda yazı işleri müdürlüğüne getirilir.1942 ye kadar devam edecek bu görevdeyken şiirleri bu mecmuada ve “Aydabir Mecmuası”nda çikar.
Ozansoy 1934 yılından sonra Fransız Edebiyatı’ndan tercümeler yapmaya başlar.
1942 yılında Servet-i Fünun Mecmuası Sahibi Ahmet İhsan Tokgöz’ün vefatı ile mecmuadan ayrılır.Bu tarihten sonra yazı ve şiirleri “Son Posta”, “Çınaraltı”,“Varlık”, “İstanbul” mecmualarında yayınlanır.
1958 yılında “Bir Dolaptır Dönüyor” piyesini yayınlar.
1962 de kırk yıl evli kaldığı ve de çok sevdiği eşi Aliye Hanım’ın ölümü üzerine bir mersiyeyi andıran “Hep Onun İçin” i ,1964 yılında da en güzel şiirlerinin bulunduğu “Sonsuz Gecelerin Ötesinde” kitaplarının basımını yaptırır.
Ozansoy ,uzun edebi hayatında yabancı dilden bir çok adapte ve tercümeler yapmıştır.Fransız Edebiyatı’ndan yaptığı çeviriler nedeni ile Fransız Hükümeti tarafından 31 Aralık 1969 yılında “Chevalier de L’Ordre National Du Mérite” Fransız Milli Liyakat Nişanı verilmiştir.
Yaşamının son yıllarında “Tercüman Gazetesi”nde köşe yazarlığı yapmış ve Hisar Mecmuası’nda da şiirleri yayınlanmıştır.
23 Şubat 1971 yılında ,ömrünün son yıllarını geçirdiği İstanbul Kadıköy Kızıltoprak’taki evinde vefat etmiştir.Yaptığı vasiyetname ile kitaplarını Beyazıt Devlet Kütüphanesi ,Galatasaray Lisesi ve Şaziment Umaç’a bırakmıştır..Fransız Hükümeti’nin verdiği Liyakat Nişanı ve Berat’ı da Galatasaray Lisesi’nde bulunmaktadır.
Türk Milleti’ne edebiyatçılığı ile sayısız eserler veren ,yaklaşik 40 yıl yaptığı öğretmenlikle değerli nesiller yetişmesini sağlayan bu değerli edebiyatçının mezarı İstanbul Zincirlikuyu Mezarlığı’nda bulunmaktadır.